Biz, kendimizi iyi edebildiğimiz sürece, daha içten daha coşkulu daha neşeli hale geleceğiz. Ve hayatımızı daha rahat ve huzurlu hale getirebilmek adına kazanmak için, sahada olduğumuz sürece, bunu yapmak zorundayız da.
Ağzımızdan çıkanı kulağımız duyacak, kulağımızın duyduğunu beynimiz olumlayacak. Ve biz, bütün bunların farkına vararak kendimizi, daha iyi hale getireceğiz. Kendimize daha derin bakacak, hangi hareketimizin neyi içerdiğini daha kolay anlayacağız. Kendimizi daha kolay anlamak, karşımızdakini daha kolay anlamak anlamına gelecek ve daha mutlu ve kazançlı olmanın kapılarını da kendimize, daha bir aralamış olacağız.
Kendimizi affetmeyi öğreneceğiz. Yapılanlardan ders almayı kavrayacağız. Belki bunda başta biraz zorlanacağız. komik gelecek yaptıklarımız bize. Basit gelecek. Saçma gelecek. Ama emin olun ki uygulamayı hayatımıza aktardığımızda, bu yaptıklarımız, bize iyi gelecek.
Çünkü bunu kendi yansımamızla yapacağız. Kendi kendimize bakacak, kendi kendimize konuşacağız. Bu iş için, ayna kullanacağız.
Kazanmak, mutlu olmak, rahat yaşamak için, geçin aynanızın karşısına.
Ayna size, duygularınızı yansıtacaktır. Direnç gösterdiğiniz ya da olumlu olduğunuz düşüncelerinizi yine size işaret edecektir.
Ağzınızdan çıkan kelimeleri, kulağınızın duymasının yanı sıra, gözlerinizin de görmesini de sağlamış olacaksınız.
Hani derler ya, "nasıl demedin!" derken bir bak aynaya. Bak da kendini gör. Gör ki, yüzündeki ifadenin karşı tarafta nasıl bir duygu oluşturduğunu, nasıl bir hiddet ve yalanlama şekillendiğine, sen de gözlerinle şahit ol. Şahit ol ki, onun senin hakkında oluşturacağı düşünceyi bil ve ona göre kendini yönlendir.
İşte, sahaya çıkmadan önce, tam da bunu yapacağız.
Kendimizi, gözlerimizin arkasına akarak, kalbimizin derinliklerine kadar irdeleyeceğiz. Kendimize saygı duymayı da, teşekkür etmeyi de ve hatta kendimizi affetmeyi de öğreneceğiz. Aynayla iç sesimizle değil, dış sesimizle konuşacak, onun bir yansıtma olduğunu, oradakinin de "ben" olduğunu hafızamızdan eksik etmeyeceğiz.
Ayna düşmanınız olmaktan kurtulup, dostunuz oluncaya kadar, onunla karşılaştığınızda, zoraki dahi olsa ona;
"merhaba"
"bugün ne güzel yaptın"
"bugün ne güzel söyledin"
"belli ki bu yaptığın bir yanlıştı ve fakat, bir daha asla yapmayacaksın"
"bunu düzeltmek için ona ayna olacaksın" demeyi ihmal etmeyeceksin.
Değil mi?
Ayna ile yarenlik yaparken sakın kaygılanma. Çünkü kendini çok eleştirecek ve rahatsız olacaksın. Ancak, bir süre sonra buna alışacak, eleştirdiğin yönlerini yavaş yavaş törpüleyeceksin. Çünkü, bir başkasına bakarken, eleştirdiklerinle senin yaptıklarının farklı olmadığını aynada fark edeceksin. Ve bu senin kendini değiştirmene, ayna ile dost olmana en büyük sebeplerden birisi olacak.
İşte o zaman ayna ile dost olmaya başlayacaksın.
Onun sen olduğunu daha derinden hissedeceksin. Ona selam vermeye,
"merhaba ortak, selam"
"hey dostum"
"naber evlat"
"bugün de yüzün gülüyor" demeye başlayacaksın.
Sahadan güzel sonuçlarla döndüğünde;
"bu kıyak oldu ama, değil mi!"
"nasıl çözdüm ama!"
"dünden daha iyisin yine hadi" diyerek, kendini bir sonraki saha çalışmasına hazır hale getirecek şekilde, aldatmadan olumlayacaksın.
Üzgün ya da kızgın olduğun, kırıldığın günlerde de aynada kendine selam vermeyi, kendini derinlemesine incelemeyi sakın unutma. Çünkü her sebepten kaynaklı bitiş, bir sonraki sonucun başlangıç anahtarı olabilir.
Bunu bilerek, kendini inceleyecek;
"bu yanlıştı tamam ama, bu yöntemle düzeltmem mümkün"
"anlık karar verdim, düşünüp düzelteyim"
"beni üzdü ama, buna belki de bir hafta sonra güleceğim"
"aynı yolu kullanmazsam, daha doğru sonuca ulaşacağımı anladım" diyebileceksin.
Derinliğin dehlizlerindeki seni bulup, oradaki anahtarla kendini değiştirebileceksin. Bir deneyin. Çünkü kendinizi daha iyi hissetmek, başarı için kaçınılmazdır. Ve eğer yeni bir yola çıkmaya karar verdiyseniz, 21 günlük bir ayna çalışması yöntemiyle, kendinizi iyi hissetmek ve sonuçta, mutlu ve başarılı olmak, elinizde.
Yeter ki, aynadaki senin gözlerinden, kendi derinliklerine ulaş.
"Sana teşekkür ederim, bana bu güzel gözleri verdin ve dünyayı güzel görmemi sağladın" diye şükretmeyi hatırla.
"ben de bu gözlerle artık dünyaya olumlu bakıyorum" diye de kendine olumlu bir paye çıkar. Çıkar ki artık gerçekten dünyaya olumlu bakmaya başla.
Olayları olumlu yönleri ile de değerlendir. Olumsuz yönleri, hayatını zehir etmeyecek hale getir. Ya da bir sonraki aşamada, olumluya çevirecek dersleri çıkar.
Ve bunları aynada gözlerinin içine baka baka yap.
Yap ki, kendini daha başaralı hale getirmeye başladığını fark edecek gözleri de, gör.
Hazır aynanın karşısındayken, bir dakikanı da derin nefes almaya, nefesini tutmaya ve nefesini en uzun sürede vermeye ayır. Her harfi tekrarla ki, ağzının görüntüsüne yüzünün şekline bak. Bak ki, karşındaki seni nasıl görüyor, bil.
Bir test yap ve, kendini de sevdiklerini de olumla.
Kendine olan saygıyı ifade et; "ben yaptıklarıma saygı duyuyorum" "ben annemi çok seviyorum" "ben babamı çok seviyorum" "ben kardeşimi çok seviyorum" "ben eşimi çok seviyorum" diye tekrarla. Tekrarla ki, hayatta seni sevenleri de, senin sevdiklerini de hatırından çıkarma.
"Ben tebessüm etmemi seviyorum, beni sevenleri de seviyorum" diyene kadar devam. Çünkü hayat, sevgi üzerine şekillenirse, mutluluk oluşur, refah oluşur, saygı duyulan başarı, oluşur. İnsanları mutlu edecek ve mutlu olacağız.
Haydi sahaya!
Ne satıyorsun şu an bilemem.
İster bir fikrini anlat, ister davanı, ister bir ürünü tanıtıyor ol, istersen vermek istediğin bir hizmeti. Sattığın her ne ise, gözlerinden derinliklere yönelen aynayı hatırla. Gözlerinndeki ışığı hatırla ve asla emir verme. Bağlantı kur. Anlamıyor diye düşünüyorsan kendi gözlerine bakar gibi aynada, yeniden, yeniden anlat: Yeniden yönlendir, anlattıklarını satın alması için. Baktın ki yansımada bir sıkıntı var. O zaman adını koy sıkıntının. Ondan kaçma. İnkar etme sakın. Çözümün başlangıç yolu bu çünkü. Ardından sınırlarını çiz. Sıkıntının bir çitle çevir ki, diğer düşüncelere, sirayet etmesin. Etkilemesin istetemediğin alanlara ulaşmasın.
Hani sol beyin ve sağ beyin denir ya. İşte her ikisini de entegre et. Bunun için, üzeri örtülmüş güzel anıların ortaya çıkmasını sağlamalısın belki. Belki de tam tersi, anın ya da olayın, bir daha yaşanmaması için, önereceğini almaya yönlendirmek adına, unutmak istediklerini hatırlatacaksın, anılar içerisinden.
Ama, aman dikkat.
Anıları ortaya çıkaracağım derken, beyinin alt tarafı olan, anında öfkelenmeyi sağlayan bölümünü harekete geçirme. Bunu senin sürekli yanıt vermen de tetiklemesin. Bırak o konuşsun, koordine etsin. Sağlıklı düşünmesine zemin oluşsun. Beynin üst katını, yani mantıklı düşünmeyi sağlayan, bağ kuran bölümünü hareket ettirecek tavır ve cümleleri kur, gözlerine bakarak. O zaman aynadaki tebessüm gibi, onun da tebessümünü hissedebileceksin.
En azından, hiddetin önünü alacak, iletişimi sağlıklı kılmış olacaksın.
Hani dedik ya başta, sahaya ilk inişten itibaren, "emir, talimat verme" diye.
Evet vermeyin. Onu, kazanma isteği ile hareket ettirecek, maddi ya da manevi menfaati sunun. Sunun ama aynaya bakar gibi, kendinize anlatır gibi. İnanarak, severek, sevdirerek, sahiplenip sahiplendirerek sunun.
21 günlük pratikle,
hayatı kazanın.
Mutlu olun.